Nijerya’da barış, güvenlik ve ulus inşası arayışında İslami eğitim

7 dakikalık okuma

Gün batımında kitap okuyan çocuk silueti

“Müfredat geliştiriciler ve eğitim alanındaki paydaşlar, Nijerya’nın eğitim sistemini köklü biçimde gözden geçirmeli; servetin her yolla elde edilmesini teşvik eden materyalist eğilimleri ortadan kaldırmalıdır.” (Kaynak: Pexels)

İslami eğitim, Nijerya’da çeşitli gelişim aşamalarından geçmiş ve Arapça eğitimin Arap Yarımadası’nın ötesine yayılmasında önemli bir rol oynamıştır. Yaklaşık üç asır boyunca, yani 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar, Arapça kaynaklar Orta ve Batı Sudan üzerine yazan Avrupalı müellifler için başlıca sahih başvuru kaynağı olmuştur. Nijerya’da Arapça, farklı tarihî dönemlerde hem eğitim dili hem de iletişim aracı olarak işlev görmüştür.

Bu zengin mirasa rağmen Nijerya’nın eğitim politikaları, Arapça ve İslami eğitimin sahip olduğu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilmesini çoğu zaman engellemiştir. Devletin dil politikaları, pedagojik sorunlar ve toplumsal faktörler başta olmak üzere çeşitli zorluklar, bu eğitimin yükseköğretim kurumlarında ve toplumun daha geniş kesimlerinde etkisini sınırlamaya devam etmektedir. Bu makale, Arapça/İslami eğitimin; aşırı materyalizmi, yolsuzluğu ve gayrimeşru kazanç yollarını caydıran bir değer sistemi kazandırarak ideal bir toplumun inşasına katkı sunabilecek dönüştürücü bir potansiyele sahip olduğunu savunmaktadır. Söz konusu sorunlar, Nijerya’daki hâkim seküler eğitim sistemi tarafından daha da derinleştirilmektedir.

İslami eğitim Nijerya’ya ticaret ve kültürel etkileşimler yoluyla, Sudan’ın bazı bölgeleri, Fas, Mısır ve Tunus gibi Kuzey Afrika coğrafyaları üzerinden ulaşmıştır. Bu bölgeler ile Güney Sahra arasındaki ticari faaliyetler, özellikle 10. yüzyılın sonları ile 11. yüzyıldan itibaren, İslami eğitimin bugünkü Nijerya sınırları içinde yer alan Kanem-Borno ve Hausa devletleri gibi bölgelere yayılmasını kolaylaştırmıştır. Bu etkileşimlerin kesin başlangıç tarihini belirlemek güç olsa da tarihî veriler bunların gerçekleştiğini doğrulamaktadır (Galadanci, 1971).

Kısa bir tarihî çerçeve

Nijerya’da İslami eğitimin yerleşmesinde çeşitli âlimler ve göç hareketleri önemli rol oynamıştır. Kano’da Yakub’un hükümdarlığı döneminde (1452-1463), Fulani âlimler fıkıh ve İslam akaidine dair metinlerle bölgeye gelmiştir. Aynı dönemlerde Timbuktu’dan gelen Müslüman âlimler de Kano’yu ziyaret ederek İslam’ı öğretmiş ve tebliğ etmiştir. Daha sonra meşhur âlim el-Mağili Katsina’ya göç etmiş; Katsina 15. yüzyılda Arapça ve İslami ilimlerin önde gelen merkezlerinden biri hâline gelmiş ve çok sayıda etkili âlim yetiştirmiştir (Kareem, 2012).

İslam yayıldıkça İslami eğitim de yaygınlaşmış; bu eğitim kraliyet himayesi görmüş, Araplaşma ve İslamlaşma süreçlerini desteklemiştir. Sömürgecilik öncesinde İslami eğitim büyük ölçüde gayriresmî bir karaktere sahipti. Sabit müfredatlar ya da düzenli ders programları bulunmuyordu. Öğrenciler sabahtan akşama kadar hocaların evlerinde ya da camilerde toplanıyordu. Kimileri sürekli olarak tek bir hocanın yanında kalırken, kimileri farklı hocalar arasında dolaşan seyyar öğrenciler hâline geliyordu. Mezuniyet belirli bir süreye değil, öğrencinin Arapçaya hâkimiyetine ve İslami ilimleri tahsil etme düzeyine bağlıydı (Alfa, 2014).

Sömürgeci etkiler ve Batılı eğitim yoluyla Hristiyanlaştırılma endişesi karşısında İslami cemiyetler, İslami ve Batılı müfredatları bir araya getiren bütünleşik okullar kurmaya başladı. Âlimler ayrıca özel Arapça okulları açtı; Suudi Arabistan, Sudan ve Mısır gibi ülkelerden öğretmenler ve ilgili ders kitapları getirdi. Zamanla Nijeryalı âlimler de yerel bağlama uygun Arapça ders kitapları üretmeye başladı (Ibraheem, 2009). Bu kurumlardan mezun olanlar imam, vaiz, tebliğci, Arapça âlimi, yazar, filozof, hayırsever, manevi danışman ve toplum önderi olarak hizmet etmiş; sonraki nesilleri şekillendirmeyi sürdürmüştür (Ibraheem, 2012).

İslami eğitimin önemi

İslami eğitim, öğrencilere Yaratıcılarına dair derin bir şuur kazandırır ve hem sıkıntı hem de refah zamanlarında Allah ile nasıl irtibat kuracaklarını öğretir. Bu bilgi, insanları istismara karşı koruyan bir kalkan işlevi görür. Eğitimli bireyler, kırılgan durumdaki insanları sömüren sahte “mucize tacirlerini” tanıyabilir ve toplumun bunlara karşı uyanık olmasına katkı sağlayabilir. Kapanmalarla geçen COVID-19 salgını dönemi de Allah’a yönelen kişisel ve mahrem kulluğun önemini açıkça göstermiştir.

Daha da önemlisi, İslami eğitim takvaya dayalı bir ahlaki sağlamlık kazandırır. Bu iç arınma, kötülüklere karşı güçlü bir caydırıcı işlev görür. Kolluk kuvvetlerinin güçlendirilmesi ve cezaların ağırlaştırılması gibi devlet tedbirleri artan suç oranlarını dizginlemekte yetersiz kalırken, İslami eğitim ilahi emir ve yasaklarla uyumlu, düşünerek karar verme bilincini geliştirir (Abdul-Hamid, 2007).

Nijerya’da suç oranları endişe verici seviyelere ulaşmış, kimi zaman bizzat kolluk kuvvetleri mensupları da bu suçlara karışmıştır. Örneğin 2018’de Lagos’ta Özel Hırsızlıkla Mücadele Birimi’ne (SARS) bağlı dört görevli, silahlı soygun, adam kaçırma, yasa dışı alıkoyma, yıldırma ve şiddet tehdidi suçlamalarıyla görevden alınmış ve haklarında dava açılmıştır. Benzer şekilde, kontrol noktalarında polislerin karıştığı iddia edilen suistimallere dair rahatsız edici vakalar da sistemik aksaklıkları ortaya koymaktadır. Arapça/İslami eğitim ise kişisel ve toplumsal güvenlik konusunda güçlü bir bilinç geliştirir; yetki sahibi kimseler de dâhil olmak üzere herkesi ahlaki davranışa teşvik eder.

Ayrıca İslami eğitim; aşırı servet arzusunu, yolsuzluğu, materyalizmi ve gayrimeşru geçim yollarını reddeden bir değer sistemi inşa eder. Bu tür kötülükler, Nijerya’daki mevcut eğitim sistemi tarafından çoğu zaman dolaylı biçimde teşvik edilmektedir. Suçların önemli bir kısmının temelinde, kontrolsüz para hırsı yatmaktadır. Buna karşılık İslami eğitim, insanın yaratılış gayesini, yani ibadeti ve Allah şuurunu merkeze alır. Bencilliği ve materyalizmi caydırır; dikkati ahlaki bir hayat sürmeye yöneltir. Bu ilkelerin Nijerya’nın ulusal eğitim felsefesine dâhil edilmesi, suç oranlarının azaltılmasına önemli katkı sağlayabilir (Bidmos, 2008).

İslami eğitimin ulus inşası açısından potansiyeli

Arapça/İslami eğitim, Nijerya’yı daha ideal bir topluma dönüştürme noktasında büyük bir potansiyel taşımaktadır. Bu potansiyelin başlıca yönleri şunlardır:

1. Sahih bilginin kaynağı:

İslami eğitim, vahyi müfredatın merkezine yerleştirir. Böylece öğrenciler Yaratıcılarını, hayattaki gayelerini ve ahiretteki hesap sorumluluklarını kavrar. Bu yaklaşım, insanı manevi hakikatten kopuk, materyalist ya da evrimci dünya görüşlerine yöneltebilen seküler eğitim anlayışlarından ayrılır. İnsanın ilahi kökenine dair sahih bilgi, anlamlı bir eğitimin vazgeçilmez unsurudur. Bu bilgi olmadan toplumsal, ekonomik ve eğitimsel sorunları çözmeye yönelik çabalar eksik kalacaktır (Bidmos, 2008; Wickramasinghe, 1984).

2. Bilginin bütünleştirilmesi:

İslami eğitim Allah’ı Yaratıcı ve bütün bilginin nihai kaynağı olarak kabul eder. Dinî meseleleri ayrı bir bölmeye hapseden seküler müfredatların aksine, manevi bilgi ile deneysel bilgiyi bütünleştirir. Böylece salih, nazik, şeffaf ve Allah’tan sakınan bireyler yetiştirir. İnsan aklı ve deneysel yöntemler tek başına ahlaki istikameti tam anlamıyla inşa edemez; insan ile ilahi hakikat arasında sahih bir ilişki kurmakta da yeterli değildir.

3. Hesap bilinci ve sorumluluk:

İslami öğretiler, kişinin kıyamet gününde hesap vereceğini vurgular. O gün her amel kayda geçirilmiş olacak; tarafgirlik ya da dokunulmazlık olmaksızın hesaba çekilecektir (Kur’an, İsra: 13). Eğitim sistemleri bu hakikati bütün dersler boyunca vurgulamalı ve gündelik hayatta Allah şuurunu teşvik etmelidir.

4. Nefsin tezkiyesi:

İslami eğitim, niyet ve davranışların merkezi olan kalbe hitap eder. Kur’an’da insan nefsi farklı mertebeleriyle ele alınır:

Kötülüğü emreden nefis: en-nefsü’l-emmâre bi’s-sû’ (Yusuf: 53)

Kendini kınayan nefis: en-nefsü’l-levvâme (Kıyâme: 2)

Huzura ermiş nefis: en-nefsü’l-mutmainne (Fecr: 27)

Manevi arınma, yani tezkiye yoluyla öğrenciler kendi davranışlarını değerlendirebilen ve takva yolunu seçebilen içsel bir mekanizma geliştirirler (Şems: 7-10; 91:9). Müfredat geliştiriciler, olumlu karakter inşası için bu arınma sürecine öncelik vermelidir.

Sonuç

Nijerya’nın mevcut eğitim sistemi; adam kaçırma, silahlı soygun, yolsuzluk, terörizm, dinî uyumsuzluk ve çeşitli dolandırıcılık biçimleri gibi acil ulusal sorunlara çözüm üretmekte yetersiz kalmıştır. İslami eğitim ise uygulanabilir bir alternatif ve etkili bir çare sunmaktadır. Bu eğitim; nezaketi, doğruluğu ve dürüst bir hayatı teşvik ederken dolandırıcılığı, yolsuzluğu, cinayeti, adam kaçırmayı ve diğer toplumsal kötülükleri güçlü biçimde mahkûm eder.

İslami ilkelerin eğitim sistemine dâhil edilmesiyle Nijerya; sorumlu, dikkatli ve Allah’tan sakınan, manevi ve dünyevi işleri dengeli biçimde yürütebilen vatandaşlar yetiştirebilir. Bu yaklaşım, bireylere öz değerlendirme becerisi kazandırır ve düşünce ile davranışların kaynağı olan kalbin saflığını korumaya yardımcı olur. Yerel dillerde açıklanan Kur’anî öğretiler, toplum karşıtı davranışları etkili biçimde caydırabilir; Allah korkusu yoluyla insanlığa hizmet etme bilincini teşvik ederek barış, güvenlik ve ulus inşasına katkı sağlayabilir.

Tavsiyeler

Müfredat geliştiriciler ve eğitim alanındaki paydaşlar, Nijerya’nın eğitim sistemini köklü biçimde gözden geçirmeli; servetin her yolla elde edilmesini teşvik eden materyalist eğilimleri ortadan kaldırmalıdır. Ulusal sadakat ile ahlaki davranış ve doğruluk arasındaki bağa daha fazla vurgu yapılmalıdır.

İslami eğitimin kanıtlanmış potansiyelleri, özellikle de vahyedilmiş hakikati merkeze alan yaklaşımı benimsenmelidir. Bu ahlaki ilkeler yalnızca İslam’a mahsus değildir; benzer değerler İncil’de ve başka geleneklerde de yer almaktadır. Paydaşlar, kontrolsüz materyalizmden bütüncül karakter gelişimine doğru bir zihniyet değişimi gerçekleştirmelidir. Bununla birlikte, İslam’ın meşru yollarla servet üretimini kabul ettiğini ve bunu geçerli bir faaliyet alanı olarak gördüğünü de dikkate almak gerekir. Nihai hedef, hem ekonomik ilerlemeyi hem de gerçek anlamda ulus inşasını taşıyabilecek temiz zihinler yetiştirmektir.