Güneşin batıdan doğuşu: Bir peygamberî işareti astronomi üzerinden düşünmek
Yazan:

Bir kişi, 17 Ağustos 2025’te Doğu Anadolu’daki Bingöl’ün Şerafettin Dağları’nın zirvesinde gün doğumunu izliyor. (Kaynak: Anadolu Ajansı)
İslam geleneğinde kıyametin büyük alametleri arasında zikredilen hadiselerden biri, güneşin batıdan doğmasıdır. Bu olağanüstü hadise, yüzyıllar boyunca Müslüman âlimlerin, kelamcıların ve müminlerin zihnini meşgul etmiş; hem imanî hem de tefekkürî bakımdan derin bir ilgi uyandırmıştır. Nihai hakikati ilahi ilmin alanında kalsa da bazı yazarlar, gelecekte meydana gelebilecek astronomik olayların bu hadise için muhtemel bir açıklama sunup sunamayacağını tartışmaya açmıştır.
İbn Abbas’a nispet edilen bir rivayette, Hz. Peygamber’in (sav) güneşin batıdan doğacağı bir zamandan söz ettiği aktarılır. Bu hadiseden önce, insanlarda korku ve belirsizlik doğuracak derecede uzun bir gecenin yaşanacağı ifade edilir. Rivayete göre güneş batıdan doğduktan sonra tövbe kapısı kapanacak; daha önce imanı reddetmiş kimselerin o andan sonra iman etmeleri kendilerine fayda vermeyecektir.
Müslümanlar açısından bu haber, öncelikle imanî bir mesele olarak kabul edilir. Bununla birlikte astronomi ve gezegen bilimlerinde yaşanan gelişmeler, bazı araştırmacıları bilinen kozmik süreçlerin böyle bir hadisenin nasıl gerçekleşebileceğine dair herhangi bir fikir verip veremeyeceğini incelemeye yöneltmiştir.
Modern bilim, evrenin durağan değil dinamik bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Yıldızlar doğar ve ölür, galaksiler çarpışır, gök cisimleri kütle çekim kuvvetleri aracılığıyla birbirlerini sürekli etkiler. Dünya’nın yörüngesi, manyetik alanı ve dönüş özellikleri de zaman içinde kademeli değişimlere uğrar. Bu değişimler genellikle küçük ölçekli olup çok uzun zaman dilimlerinde gerçekleşse de gezegen sistemlerinin güçlü kozmik kuvvetlerin etkisi altında bulunduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Spekülatif açıklamalardan biri, büyük bir başıboş gezegen, sönmüş bir yıldız ya da başka bir devasa gök cisminin güneş sistemimizin yakınlarına girebileceğini öne sürer. Böyle bir cismin yeterince büyük olması hâlinde, muazzam kütle çekim etkisiyle dünya üzerinde geçici fakat son derece güçlü sonuçlar doğurabileceği varsayılır.
Bu hipoteze göre devasa bir gök cisminin yaklaşması, dünyanın dönüşü, manyetik alanı ve kütle çekim ilişkileri arasındaki hassas dengeyi bozabilir. Teorik olarak, aşırı düzeyde bir kozmik sarsıntı dünyanın dönüş dinamiklerini değiştirebilir. Dünyanın dönüş yönünün bir şekilde tersine dönmesi durumunda, yeryüzündeki gözlemciler güneşin doğudan değil batıdan doğduğuna şahit olurlar.
Bu görüşü savunanlar bazı bilimsel gözlemlere işaret eder. Dünyanın manyetik alanının dalgalanmalar gösterdiği ve jeolojik tarih boyunca birçok kez tersine döndüğü bilinmektedir. Dünyanın yörüngesi de diğer gök cisimlerinin kütle çekim etkilerinden etkilenir. Benzer şekilde, güneş rüzgârları ile dünyanın manyetosferi arasındaki etkileşimler gezegenimizin elektromanyetik çevresini sürekli biçimde şekillendirir.
Bununla birlikte, çağdaş bilimin bugün itibarıyla manyetik alan tersinmesinin dünyanın ters yönde dönmesine yol açacağı sonucunu desteklemediğini vurgulamak gerekir. Aynı şekilde, yakınlardan geçecek bir gök cisminin dünyanın dönüşünü burada tarif edilen biçimde tersine çevirebileceğine dair yerleşik bir bilimsel kanıt da bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu fikirler, kabul görmüş bilimsel gerçekler olarak değil, teorik ihtimaller ve tartışmaya açık yorumlar olarak değerlendirilmelidir.
Yine de bu tartışma önemli bir noktaya işaret eder: Bir zamanlar imkânsız görülen birçok olgu, bilimsel bilgi genişledikçe daha iyi anlaşılır hâle gelmiştir. Tarih boyunca astronomideki keşifler, evrenin önceki nesillerin tahayyül ettiğinden çok daha karmaşık, hareketli ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu tekrar tekrar göstermiştir.
Dinî bakış açısından müminler, ilahi kudretin mevcut bilimsel anlayışın sınırlarıyla kayıtlı olmadığına inanır. Güneşin batıdan doğuşunun doğal bir kozmik mekanizma yoluyla mı, henüz keşfedilmemiş bir süreçle mi, yoksa doğrudan ilahi müdahaleyle mi gerçekleşeceği nihayetinde insanın kesin olarak bilebileceği bir mesele değildir.
Bu peygamberî işaretin kalıcı önemi, hadisenin hangi mekanizmayla gerçekleşeceğinden ziyade taşıdığı ahlaki derste saklıdır. Söz konusu rivayet, tövbe, ıslah ve manevi yenilenme imkânlarının sınırsız olmadığını hatırlatır. İnsana, yolunu seçme hürriyeti elindeyken geleceğe hazırlanması gerektiğini bildirir.
Bu nedenle güneşin batıdan doğacağına dair haber, iman, bilim ve insanlığın evrenin sırlarını anlama yönündeki kadim arayışı arasında tefekküre kapı aralamaya devam etmektedir.
Not: Bu metinde ele alınan astronomik açıklamalar tartışmaya açıktır. Okurlar, yazıda yer alan bazı değerlendirmelerin spekülatif yorumlar içerdiğini dikkate almalıdır.


