Aradan geçen 10 yıl: Başarısız darbe girişimi Türkiye'yi nasıl yeniden şekillendirdi?
Yazan:
İstanbul

15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümünde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nde Türk bayrağı dalgalanıyor, İstanbul, Türkiye, 4 Temmuz 2026. (Fotoğraf: Anadolu Ajansı)
15 Temmuz 2016'daki başarısız darbe girişiminin üzerinden geçen on yılın ardından Türkiye, o karanlık geceyi hâlâ ülke tarihinin dönüm noktalarından biri olarak görüyor.
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarının demokratik yollarla seçilmiş hükümeti devirmeyi amaçlayan silahlı darbe girişimi olarak başlayan süreç, zamanla Türkiye'nin siyasi, askeri ve güvenlik mimarisini dönüştüren bir kırılma noktasına dönüştü. Aynı zamanda toplumun demokratik meşruiyete ve milli egemenliğe bağlılığını da güçlendirdi.
15 Temmuz 2016 akşamı, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisine sızmış FETÖ mensupları Ankara ve İstanbul'daki kritik devlet kurumlarını hedef alan koordineli bir darbe girişimi başlattı. Askeri birlikler Boğaziçi Köprüsü'nü (bugünkü adıyla 15 Temmuz Şehitler Köprüsü) ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü de kapsayan stratejik noktaları ele geçirirken, savaş uçakları ve askeri helikopterler her iki şehir üzerinde alçak irtifada uçuş gerçekleştirdi.
Darbeciler ayrıca TRT genel merkezini basarak bir spikere, ordunun yönetime el koyduğunu ilan eden bildiriyi zorla okuttu. Aynı saatlerde tanklar ana arterlere konuşlandırıldı ve başkentin birçok noktasında çatışmalar yaşandı.
Gece ilerledikçe darbe girişimi, Türk devletine yönelik benzeri görülmemiş bir saldırıya dönüştü. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), milletvekilleri içeride bulunduğu sırada bombalandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Emniyet Genel Müdürlüğü, istihbarat tesisleri ve diğer stratejik kurumlar da saldırıya uğradı. Bu gelişmeler, Cumhuriyet'in 1923'te kuruluşundan bu yana anayasal düzene yönelik en şiddetli saldırılardan biri olarak kayıtlara geçti.
Darbe girişimi başladığında Ege kıyılarında tatilde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, televizyon kanallarında yayımlanan FaceTime bağlantısıyla canlı yayına katıldı. Vatandaşları meydanlara, havalimanlarına ve kamusal alanlara davet eden Erdoğan, yaşananları bir ihanet girişimi olarak nitelendirerek halkı demokrasiye ve anayasal düzene sahip çıkmaya çağırdı.
Milyonlarca vatandaş bu çağrıya karşılık verdi. Türkiye'nin dört bir yanından insanlar tankların önüne çıktı, askeri konvoyların ilerleyişini engelledi, havalimanlarında, köprülerde ve kamu binaları önünde toplandı. Darbeye katılmayı reddeden polis teşkilatı ve askeri personelle birlikte siviller de darbecilerin hedeflerine ulaşmasını engellemede belirleyici rol oynadı.
16 Temmuz sabahına gelindiğinde hükümet güçleri ülke genelinde kontrolü tamamen yeniden sağladı. Darbe girişimine katılan binlerce kişi gözaltına alınırken, gece boyunca rehin tutulan üst düzey askeri komutanlar da kurtarıldı.
Resmi verilere göre darbe girişimine direnirken yaklaşık 250 kişi hayatını kaybetti, 2 binden fazla kişi ise yaralandı. Türkiye'de yaşamını yitirenler "15 Temmuz Şehitleri" olarak anılıyor ve fedakârlıkları, milletin demokratik kurumlarını koruma kararlılığının sembolü olarak kabul ediliyor.
Darbe girişimi, onlarca yıl boyunca devlet kurumları içerisinde geniş ve gizli bir yapılanma kuran Fetullah Gülen liderliğindeki FETÖ tarafından organize edildi. Örgüt, askeriye, yargı, emniyet, eğitim kurumları ve devletin diğer kademelerine sistematik biçimde sızarak, Türk makamlarının "paralel devlet yapılanması" olarak tanımladığı yapıyı oluşturdu.
Başarısız darbe girişiminin ardından Türkiye, modern tarihinin en kapsamlı kurumsal yeniden yapılanma süreçlerinden birini başlattı. Ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilirken, bu süreçte FETÖ'nün örgütsel ağının tasfiye edilmesi ve mensuplarının kamu kurumlarından uzaklaştırılması hedeflendi.
Ülke çapında geniş kapsamlı adli ve güvenlik operasyonları yürütüldü. Örgütle bağlantılı olduğu tespit edilen binlerce asker, hâkim, savcı, polis, kamu görevlisi ve akademisyen gözaltına alındı, yargılandı veya kamu görevinden çıkarıldı. Türk yetkililer, bu adımların örgütün devlet üzerindeki etkisini ortadan kaldırmak ve benzer tehditlerin yeniden ortaya çıkmasını önlemek amacıyla atıldığını belirtti.
Yeniden yapılanma yalnızca güvenlik kurumlarıyla sınırlı kalmadı. Silahlı kuvvetler üzerindeki sivil denetimi güçlendirmek, istihbarat kurumları arasındaki koordinasyonu artırmak ve devletin ulusal güvenlik tehditlerine karşı kapasitesini geliştirmek amacıyla kapsamlı reformlar hayata geçirildi. Yetkililer bu reformları, gelecekte anayasal düzeni hedef alabilecek girişimlere karşı daha güçlü ve dayanıklı kamu kurumları oluşturmanın temel adımları olarak değerlendirdi.
Başarısız darbe girişimini izleyen yıllar, Türkiye'de yeni bir siyasi dönemin başlangıcı oldu. Nisan 2017'de yapılan anayasa referandumuyla parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş onaylandı. Yeni sistem, 2018'de gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin ardından resmen yürürlüğe girerek yürütme yetkilerini önemli ölçüde cumhurbaşkanlığında topladı.
Anayasal değişikliklerin siyasi istikrarı güçlendirdiği, karar alma süreçlerini hızlandırdığı ve devletin iç ve bölgesel gelişmelere daha etkin yanıt vermesini sağladığı ifade edildi. Reformlarla birlikte, giderek karmaşıklaşan güvenlik ortamının gerekliliklerine cevap verebilecek daha etkin bir yönetim yapısının oluşturulduğu değerlendirildi.
Silahlı kuvvetler de kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecinden geçti. Ordu üzerindeki sivil denetim güçlendirilirken komuta yapısı yeniden düzenlendi, askeri kurumlar, istihbarat teşkilatları ve kolluk kuvvetleri arasındaki koordinasyonu artıracak yeni mekanizmalar oluşturuldu. Böylelikle, gizli yapılanmaların yeniden devlet kurumlarına sızma ihtimali önemli ölçüde azaltıldı.
Aynı dönemde Türkiye, 15 Temmuz'dan çıkarılan en önemli derslerden biri olarak stratejik savunma alanında dışa bağımlılığı azaltma hedefi doğrultusunda yerli savunma sanayisine yatırımlarını hızlandırdı. Son on yılda insansız hava araçları, hassas güdümlü mühimmatlar, deniz platformları, zırhlı araçlar, füze sistemleri ve elektronik harp teknolojilerinin üretim kapasitesi önemli ölçüde artırıldı.
Bugün Türkiye'nin savunma sanayisi ülkenin en önemli stratejik başarı alanlarından biri olarak değerlendiriliyor. Yerli üretim savunma sistemleri hem Türkiye'nin güvenlik doktrininin temel unsurları arasında yer alıyor hem de ülkenin uluslararası savunma pazarındaki varlığını güçlendiriyor.
Başarısız darbe girişiminden çıkarılan dersler, Türkiye'nin daha geniş kapsamlı ulusal güvenlik stratejisini de şekillendirdi. İstihbarat paylaşım mekanizmaları güçlendirilirken kurumsal koordinasyon artırıldı ve devleti iç ve dış tehditlere karşı korumaya yönelik çalışmalara daha fazla önem verildi. Yetkililer, FETÖ ile mücadelenin ulusal güvenliğin öncelikli başlıklarından biri olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Başarısız darbe girişiminin 10. yılında, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında Türkiye'nin 81 ilinde anma törenleri düzenlendi. Programlar arasında resmi törenler, şehitlik ziyaretleri, o geceyi anlatan sergiler, konferanslar, kültürel etkinlikler ve darbe girişimine karşı hayatını kaybedenleri anma programları yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve üst düzey hükümet yetkilileri, Türk milletinin birlik, kararlılık ve halkın direnişi sayesinde Cumhuriyet tarihinin en büyük tehditlerinden birini bertaraf ettiğini vurguladı. Yetkililer ayrıca Türkiye'nin FETÖ ile mücadelesini yurt içinde ve yurt dışında kararlılıkla sürdüreceğini yineleyerek, örgütün kalan yapılanmalarının tamamen tasfiye edilmesi için tüm imkânların kullanılacağını ifade etti.
Türk halkı için 15 Temmuz artık yalnızca başarısız bir askeri darbenin tarihi olarak hatırlanmıyor. Bu önemli gün, demokratik meşruiyeti, anayasal düzeni ve devletin egemenliğini koruma kararlılığının ulusal simgesi haline geldi. Her yıl dönümünde, darbecilere karşı büyük bir tehlikeye rağmen direnen vatandaşların, polislerin ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının fedakârlıkları bir kez daha anılıyor.
Aradan geçen on yılın ardından 15 Temmuz gecesi, Türkiye'de siyasi iktidarın zor kullanılarak ele geçirilemeyeceğinin ve halk iradesinin askeri müdahalelere üstün geleceğinin gösterildiği tarihi an olarak değerlendiriliyor. O gece verilen mücadele, daha güçlü bir devletin, daha dayanıklı kurumların ve anayasal düzene bağlı daha profesyonel bir ordunun temellerini attı.
Bugün Türkiye, 15 Temmuz'u yalnızca tarihinin acı bir sayfası olarak değil, aynı zamanda yeni bir dönemin başlangıcı olarak anıyor. Cumhuriyet'in karşı karşıya kaldığı en büyük sınamalardan birinden çıkan ülke, yetkililerin ifadesiyle egemenliğini koruyabilen, bilim, teknoloji, sanayi ve milli savunma alanlarındaki hedeflerini ilerletebilen, daha güçlü, daha birlik içinde ve kendi kendine yeterli bir ülke inşa etmeyi amaçlıyor.
Cumhuriyet ikinci yüzyılına girerken Türk yönetimi, 15 Temmuz'u halk iradesini koruma ve devletin bütünlüğünü muhafaza etme kararlılığının kalıcı bir simgesi olarak tanımlamayı sürdürüyor. O tarihi geceden çıkarılan dersler ve şehitlerin fedakârlıklarından alınan ilham doğrultusunda Türkiye, istikrar, refah ve milli güç üzerine kurulu bir geleceğe güvenle ilerleyeceğini; askeri vesayet ve darbe girişimlerinin tarihe karıştığı, demokratik kurumların ise her geçen yıl daha da güçlendiği modern bir cumhuriyet inşa etmeyi hedeflediğini belirtiyor.

